“Bir varmış, bir yokmuş…”
Günler geçmiş… Aylar bitmiş… Aşirette yaşanan sorunlar yerini evliliklere, yeni hayatlara ve hayallere bırakmışken, Sıla’nın hamileliği daha da belirginleşmiştir… Boran okulun açılış törenine katılmak için yola koyulmuşken gelen haber, herkesin iki kere sevinmesine neden olur.
Diğer taraftaysa Zinar, ağalığı bırakmak istemektedir… Ama bu, o kadar kolay bir süreç olmayacaktır… Çünkü geçen zamanla birlikte çok şey değişmiştir…
Sıla’nın kendine gelmesi herkesi umutlandırır… Ama karnında taşıdığı çocuğuyla ve kendisiyle ilgili kararı bir an önce vermesi gerekmektedir… Sıla ikinci kez anne olmanın mutluluğunu yaşamak için hayatına sakat olarak devam etmeye razı olabilecek mi? Bu konuda Boran’ın tavrı ne olacak? İkisi için de bambaşka bir hayat başlıyor artık…
MARDİN’E HÜZÜNLÜ DÖNÜŞ…Sıkılan kurşun, bir hesaplaşma mı?Boran ve Sıla artık her şeyin yoluna girmesini ümit ederken, Firuz Ağa’nın vurulma haberiyle sarsılırlar. Apar topar Mardin’e giderler. Firuz Ağa’nın durumu ciddiyetini korurken Boran, bunu kimin yaptığını araştırmaya başlar. Ancak kimse bir şey bilmemektedir. Firuz’un dışında…
Boran, Cihan’ı vurmaktan dolayı tutuklanırken, Sıla da kendisine verilen ölüm hükmünden kurtulmak için, yurt dışına gitmektedir…
Sıla’nın yapmış olduğu konuşma Berzan’ın kafasını iyice karıştırır. Boran’ın uğruna her şeyi göze alabileceği karısını alıkoyarak büyük bir üstünlük elde edeceğinin farkındadır.
Berzan Boran’ın çöküşü için yeni hazırlıklar içindedir. O sırada öyle bir olay olur ki; kader çarkları artık Berzan’ın istediği gibi dönmeye başlar…Berzan, her ne kadar savaştan çekildiğini söylese de Boran buna inanmamaktadır. Berzan’ın büyük bir şeyin peşinde olduğunu düşünür. Ancak Berzan bunun aksini kanıtlamak için her fırsatı değerlendirecek ve iyi niyet gösterileriyle herkesin aklını karıştırmayı başaracaktır. 




